amerika gazete haberleri haberler
Yaşam

İman ve insan ilişkisi nedir? İslam’da insanların iman etmesi nedir? İman etmek nedir ve nasıl olur?

Üzerinde yaşadığımız dünyada, şu uçsuz bucaksız kâinatta sayısız canlı yaşamaktadır. Bu canlılar içinde görebildiğimiz kadarıyla şuurlu yegâne varlık insandır. İnsan, her şeyden önce, kendi varlığının bilincine sahiptir. Yani o, kendisinin var olduğunu bilir, “Ben varım, ben yaşıyorum.” der. İnsan kendi varlığı ile birlikte kendisinin dışındaki tabiatın da (nesne ve olaylar) var olduğunu bilir.

Aslında insan, küçük yaşından itibaren bu “varlık” hadisesi üzerinde düşünmeye başlar. O, en yakın çevresinden ve en belirgin olaylardan başlamak üzere uzak çevrelere ve karmaşık olaylara doğru sebep-sonuç arasında bağlantı kurmaya çalışır. Başka bir deyişle zihninde neticelere sebep bulma faaliyetini yürütür.

Örnek verelim: Bir aile düşünelim ki evin ekmeğini daima baba getirmiş olsun. O ailenin çocuğuna göre ekmek neticesinin sebebi (ekmeğin eve gelmiş olma olayının sebebi) babadır. Çocuğun yaşı ilerleyip de görgü ve bilgisi arttığı, dolayısıyla babasının, ekmeği bakkaldan aldığını öğrendiği zaman ekmek neticesini, zihninde daha uzak bir sebebe, bakkala bağlar. Daha sonra fırıncıya, değirmenciye ve çiftçiye intikal eder. Çiftçi de buğdayı tarladan elde eder. Peki, tarlaya, akılsız ve duygusuz toprağa minnacık tohum tanesinden başak imal etme ustalığını kim öğretmiştir?

Çocuk bu soruyu sorma devresine geldiği zaman artık erginlik çağına girmiş, “âkıl-bâliğ” olmuştur. Söz konusu çocuk tabii özelliklerini koruyabilmiş, yabancı tesirlere kapılmamışsa, normal olarak bütün varlık ve olayların ilk sebebini bulur, büyük yaratıcının varlığını benimser.

Kur’ân-ı Kerim’de hak din duygusu için “fıtratullâh” (Allah’ın yaratışı, insanı belli bir kabiliyette yaratması) terkibi kullanılmıştır. Hadîs-i şerifte de şöyle buyrulmuştur:

“Her çocuk tabii fıtrat (İslâmî yaratılış) üzere doğar. Nihayet anne ve babası onu yahudi, hıristiyan veya ateşe tapan yapar.”

Diğer bir hadisin meali de şöyledir: “Allah Teâlâ buyurur ki: Ben kullarımın hepsini küfürden ve günahlardan arınmış olarak yarattım. Ne var ki şeytanlar bilâhare onları saptırmıştır.”

Buraya kadar anlattıklarımız şunu gösteriyor ki, erginlik çağına gelmiş, aklını ve şuurunu yitirmemiş insan Allah’ın varlığını kabul eder. Bu, onun yaratılışının, aklını ve şuurunu kullanışının tabii bir sonucudur. Bununla birlikte inanmayan veya inanmadığını söyleyen insanların da var olduğunu biliyoruz. Demek ki bunlar tabii yaratılışlarını (fıtrat-ı ilâhiyye, fıtrat-ı selîme) koruyamamış kimselerdir. Böyleleri, karşı görüşlere kapılmış, inkârcı akımların tesiri altında kalmıştır.

Resûl-i Ekrem, biraz önce söz konusu ettiğimiz hadisinde çocuk için ilk ve en tabii çevre olarak aile çevresine işaret etmiştir. Bugün, insanlar arasında iletişim araçlarının alabildiğine çoğalması sebebiyle dünya üzerinde fikirler arasında sınır kalmamıştır. Özellikle bu fikirler, maddî menfaat sağlayan gruplar tarafından destekleniyor ve ardında başka ideolojiler barınıyorsa…

Ne olursa olsun “inanmak” insanın temel özelliklerinden birini teşkil eder. O, kendisine ve kendisini saran bütün bir tabiata hâkim olan, sonsuz kudret sahibi bir yaratıcının var olduğu inancından ayrılamaz. İnsan, bu inançla dünyaya gelmiş, bu inançla dünyadan ayrılacaktır. Konumuzun bu noktasında, “Kimse inanmadan ölmeyecektir.” sözünü hatırlatmak yerinde olur. Hayattan ümidini kesen ve öleceğini kesinlikle anlayan her insan, artakalan birkaç saniyelik ömrü içinde artık gerçeği ister istemez kabul etmektedir.

Demek ki dünya dediğimiz iki kapılı konağa imanla girilir, ondan imanla çıkılır. Giriş anındaki iman tabii, bir bakıma şuursuz ve iradesiz bir haldir. Çıkış anındaki iman da -şuurlu olsa bile- gayri ihtiyarîdir, zorakidir. Böyle bir imanın sahibine fayda sağlamayacağı Kur’ân-ı Kerim’de haber verilmiştir. Mârifet odur ki insan doğuşta mevcut olan iman kabiliyetini erginlik çağından itibaren kendi iradesiyle geliştirsin, hayatına hâkim kılsın, dünyaya veda ederken de hayatı boyunca sahip olduğu bu imanla Allah’ın huzuruna çıksın.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
İstanbul evden eve nakliyat izmir dijital ajans dijital pazarlama